banner66

Mısır ve Afganistanlı öğrenciler kurtarma çalışmalarına katıldı

ÖZEL HABER / NAZİLE AKARSU

“İLK DEFA BÖYLE YIKIM GÖRDÜM”

Sakarya Üniversitesi Uluslararası Ticaret 2’nci sınıf öğrencisi olan Afganistanlı Zabiullah Serveri, “Benim ülkemde depremler oldu. Depremleri yaşıyoruz, ama şu ana kadar enkaz ve yıkım görmemiştim. İlk defa İzmir’de gördüm. İzmir’e gitmemin sebebi, çocukken hep birilerine yardımcı olmaktı. Hayalim birilerinin hayatını kurtarmaktı. O yüzden İzmir’e gitme ihtiyacı duydum. İzmir’e gitmeden önce zaten İHH’da arama-kurtarma eğitimleri almıştık. İzmir’de de böyle bir olay olunca hemen gönüllü olarak ismimi yazdırdım. İzmir’e gittiğimde ilk olarak hissettiğim, gördüğüm manzara karşısında gerginlikti. İlk bir saat ne yapacağımı bilemedim. Çünkü ilk defa öyle bir şey gördüm. Bir saat geçtikten sonra kendime geldim. Ekip liderimiz bizi koordine etti. Daha sonra enkaz çalışmalarına başladık. Biz akşamları çalışıyorduk, gece vardiyasındaydık. Gece başlıyorduk, sabah 08.00’e kadar çalışıyorduk” dedi.

“AİLELERİN MUTLULUĞUNU UNUTAMAYACAĞIM”

“Enkaz altından canlı çıkardığımız zaman ailelerin mutluluğunu unutamayacağım” diyen Serveri, “Enkaz altından yakınlarının çıkarılmasını bekleyen insanları görünce yorgunluğumuzu hiç hatırlamıyorduk. Onlara yardım etmek için saat 08.00’de işimizin bitmesine rağmen çalışma isteği içimizde vardı. Bir kişiye daha ulaşalım insanlar mutlu olsun istiyorduk. Canlı çıkarılan kişilerin aileleri mutlu oluyor, ağlıyordu. Biz de onların mutluluğunu görünce, daha da heyecanlanıyorduk. Orada hem mutluluk, hem hüzün, hem umut bütün duygular vardı. Biz Rıza Bey Apartmanı’nda çalıştık. Hayatım boyunca unutmayacağım çok şey var, ama en çok beni etkileyen ve hiçbir zaman unutmayacağım şey bir canlı çıkardığımız zaman ailelerin mutluluğuydu” ifadelerini kullandı.

“ELLERİM VE AYAKLARIM YARALANDI”

“Enkaz altından Ahmet Amca’yı çıkarmaya çalışırken ellerim ve ayaklarım yaralandı” diyen Serveri, “Enkaz çalışmalarına devam ederken Ahmet Amca diye tanınan Ahmet Çitim’i enkaz altında gördüm. Ekip arkadaşları çağırdım ve yardım ederek, amcayı enkaz altından çıkardık. O anı hiçbir zaman unutamam. Çocukluk hayalim, birilerine yardım etme hayalim gerçekleşti. Ahmet Amca’yı çıkarmaya çalışırken ayağım ve ellerim yaralandı, ama yine de onu çıkarmak için çalıştım. Çıkardıktan sonra ambulansa giderek kendim tedavi oldum” dedi.

“BİRLİK-BERABERLİĞİ GÖRDÜM”

Serveri, “İzmir’de yaşanan birlik ve beraberlik beni çok etkiledi. İzmir’e yabancı olarak gittik. İzmir halkının bize tepkileri çok güzeldi. Diyebilirim ki İzmir’de gördüğüm birliği, sevgiyi, saygıyı hiçbir yerde görmedim.  Bu yaşıma kadar ilk defa birlik-beraberlik nasıl olur onlarda gördüm. Türk halkına çok teşekkür ederim. Biz gittik, bizleri bağırlarına bastılar. Bize ‘Sadece iyi günümüzde değil, kötü günümüzde de yanımızdasınız’ dediler. İzmir’de birlik ve beraberliğin nasıl olduğunu öğrendim. İHH bize bu fırsatı tanıdığı için çok teşekkür ederim” dedi.

“BİZ BORCUMUZU ÖDEDİK”

Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği öğrencisi ve 2 yıldır Türkiye’de olan Mısırlı Abdurrahim İbrahim, “İHH arama-kurtarma ekibine 1 yıl önce katıldım ve eğitimleri aldım. Benim bu 3. arama-kurtarma katılımımdı. Bundan önce Giresun’daki sel felaketine katıldım. Orada 10 gün kaldım. Ondan sonra Sakarya Nehri’nde boğulan bir çocuğu aradık. İzmir’e gitmemin sebebi, ileride bizim başımıza da böyle felaketler gelebilir ve biz de belki birinin gelip bizi kurtarmasını bekleriz. Onları düşünerek gittim. Bir de biz bu ülkenin suyunu içiyoruz, ekmeğini yiyoruz, bu ülkeye olan borcumuzu ödemek istedik” dedi.

“UYKUSUZ KALDIK ŞİKAYET ETMEDİK”

“İnsanların çaresizlikle yakınlarını beklediğini görmek beni çok üzdü” diyen İbrahim, “İzmir’de gördüğüm manzara karşısında çok üzüldüm. Çünkü hayatımda ilk defa öyle bir manzara gördüm. Biz Mısır’da hiç böyle bir şey görmemiştik daha önce. Yıkılan binalar çok korkunç geldi. ‘Nasıl oraya gidip insanlara yardım edeceğim?’ dedim kendi kendime. Çok korktum ve heyecanlandım. Ama insanları, yakınlarını beklerken gördüğüm zaman içimdeki korku da, heyecan da kalmadı. Biz gece saat 21.00’dan sabah saat 08.00’e kadar 2’şer saat arayla çalıştık. Bazen uykusuz kaldık, ama hiç şikayet etmedik. Çünkü daha fazla insana yardım edebiliyorduk. Bazen rüyalarımda çıkardığımız cansız bedenleri görüyorum” dedi.

“ALLAH BİR DAHA YAŞATMASIN”

İbrahim, “Canlı çıkardığımız her kişi sanki bizim annemiz, kardeşimiz gibi hissediyorduk. Aileleriyle mutlu oluyorduk. Biz İzmir’e yabancı olarak gittik, ama oradaki insanlar ‘Siz ülkenizden buraya okumaya geldiniz, ona rağmen gelip bize yardımcı olmaya geliyorsunuz’ dediler. Biz orda hiç yabancı gibi hissetmedik. Herkes bize çok iyi davrandı ve bize yardımcı oldular. Bir tane teyze evinde kek yapıyordu, yemek yapıyordu getirip bize dağıtıyordu. Biz onları görünce yabancı olduğumuzu hiç hissetmedik. Aslında biz bu ülkede yabancı olarak yaşıyoruz ve bu ülkeye borcumuzu ödememiz gerekiyordu. Biz de böyle ödemek istedik. Allah bir daha Türkiye’ye böyle afetler göstermesin” dedi.

“HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIM”

Sakarya Uygulamalı Bilimler İnşaat Mühendisliği 2. Sınıf öğrencisi Mısırlı Ali Hüseyin, “Ben ülkemdeyken itfaiyede çalışıyordum. O yüzden İHH’nın arama-kurtarma ekibine gönüllü olarak katıldım ve gerekli eğitimleri aldık. İzmir’de deprem olduğunu duyduğum zaman gitmek için gönüllü oldum. İzmir’e ilk gittiğim zaman o yıkılan binaları görünce şok oldum. Çünkü ilk defa böyle bir şey ile karşılaştım. Ben hiç kendimi düşünmedim. Enkaz altında kalan insanları düşündüm. Çünkü soğukta insanlar yakınlarından haber almak için yol kenarlarında bekliyorlardı. Onları görünce, ‘Enkaz altından inşallah çıkarabiliriz’ dedim kendi kendime. Hayatım boyunca orada gördüklerimi unutmayacağım. Bir tane daireye girdik, orada küçük bir çocuğun doğum günü kutlaması varmış. O görüntüyü unutamayacağım” dedi.

“HASTALANDIM, AMA UMURSAMADIM”

“Ağlayan insanları gördükçe çok üzüldüm” diyen Hüseyin, “Orada insanların bağrışlarını hayatım boyunca unutamayacağım, onlar ağladıkça benim içim acıyordu. İzmir’de yaşanan depremi görünce benimde bir şey yapmam gerekiyor, o insanlara borçlu olduğumu hissettim, o yüzden gittim. Ben orada çalışırken son iki gün hasta oldum. Ateşim çok yükseldi. Bana ‘Sen dinlen’ dediler, ona rağmen enkaz altında çalışmak istedim. Çünkü orada insanların o bekleyişini görünce benim hastalığım çok önemsiz geldi. Oradaki insanlar benim annem ya da babam olabilir diye düşündüm ve hastalığı hiç hissetmedim” ifadelerini kullandı.

“AYDA BİZE UMUT VERDİ”

Ali Hüseyin, “Ayda çıkarıldığı zaman biz daha çok umutlandık. O bize çok fazla umut verdi ve daha hırslı çalışmaya başladık. Ben enkaz kurtarma çalışmaları yaparken bir çukura girdim. 5 dakika dayanamadım. Enkaz altındaki insanlar nasıl dayanıyor diye düşündüm. Ben hastayken aklımda sadece orada insanlar vardı. İzmir’de çalışırken dinlenmek için çadırımıza geçtiğimiz zaman bir adam geldi yanımıza. ‘Gel kahramanım’ dedi bana su verdi. O adamın bana ‘Kahramanım’ demesi beni çok mutlu etti. Hastaneye gittiğimiz zaman oradaki doktorlar bize çok iyi davrandı hepsine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

banner76
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.