Şu bir gerçek ki takım istenen futbolu oynayamadı halen. 


Bilmem hatırlar mısınız, bu sene en büyük yük teknik direktör Ercüment Coşkundere’nin üzerinde olacak ve başarılı olmaktan başka da hiçbir yolu yok demiştim, bugün de aynısını söylüyorum.
Ankaraspor maçını televizyon vermediği ve gitmediğim için izlemedim ve ilkem gereği izlemediğim bir maçın yorumunu hiç yapmadım, bugün de yapmayacağım. Ancak daha önceki iç saha maçlarında yazdıklarımı sanırım futbolcular ve teknik heyet ciddiye almamış. Onun için tüm takım adına söylüyorum. Hiç biriniz bu formanın gerçek hakkını halen vermeyip, yüzde yüz oynamıyorsunuz maçlarda. Yüzde 50 bile değilsiniz. Peki neden? Bir maç Ozan, bir maç Ali, bir maç Tahir çıkacak değil ya bize galip getirecek olan? Takım oyunu nerde takım oyunu? Yemişim alan savunmasını. Yahu çimi tutsanız ne olur? O mu atacak golü. Adam tutun adam, bırakın alan savunmasını da adam adama oynayın şunu. Özellikle kendi birinci bölgemizde. 2.bölgedekiler de ona göre hareket edip, rakibin topla buluşmaması adına şok pres yapıp onları topla buluşturmamalı, oyun kurdurmamalı ve gol pozisyonunu kalemizde yaşatmalıdır. Topun bizde kalmasını, oyunu bizim istediğimiz gibi yönlendirmemizi sağlamalı ama bu orta saha ile değil tabii ki? Allah nazardan saklasın kalecimiz ve defansımız, diğer iki bölgeye göre 2 kat daha güvenli ve iyi. Ama iş orta sahaya gelince evlere şenlik. Bir kere Oğuz Kocabal bizdeki eski Oğuz değil. Çok ağır ve çabuk yoruluyor. Tıpkı Serkan Odabaşoğlu gibi ki onu ısrarla ilk 11’de oynatıp üstüne bir de hiç çıkartılmamasına anlam veremiyorum. Evet evet aynen öyle. Nedir ya bu Serkan’ın dokunulmazlığı? Kim veriyor ona? Ronaldo ile Messi bile sonradan çıkarken veya sonradan oyuna girerken onun özelliği ne? Bence ikisi de şuan için kenarda beklemeli, biraz da kenardakiler onların yerine ilk 11 de oynatılmalıdır. Tıpkı Ali’nin yerine Tahir’in ilk 11’de oynatılması gibi. Ya da Hurşit’in yeniden ilk 11’e dönmesi gibi. Hayır yani elde bu kadar kaliteli malzemeler varken neden çok güzel bir yemek pişmesin ki? Eğer pişmiyorsa o zaman o aşçı gider yenisi gelir. 


DEVEDEN BÜYÜK FİL VAR!
Asıl dikkatimi çeken konu ise şu. Özellikle iç sahada 3 maçı izleyen biri olarak söylüyorum bunu, sanki futbolcular NASIL OLSA BİZ BU MAÇI ALIRIZ gibi bir kibir içindeler. Hatta özellikle dış sahada YENİLMEYELİM DE YENEMEZSEK DE OLUR düşüncesini taşıyorlar. Evet evet aynen öyle çünkü buradaki futbol ile rakip sahadaki futbol arasında cennet cehennem kadar fark var. Peki neden? İlk 7 haftada bunu çok net gördüm. Daha da ileri gideyim, özellikle kendi sahamızda oynayacağımız tüm maçlarda, bol gollü ve tat veren futbolla farklı galibiyetler almalısınız ki o tribünler dolsun. Yoksa olanları da çok ararsınız! Bu yüzden futbolcular balon gibi şişmesinler, çünkü her balonun bir iğne ucu kadar ömrü vardır. Ayrıca futbol bu, rakibi asla ama asla küçük görmeyeceksin. Çünkü deveden büyük fil var, ezilirsiniz onun altında(!) üstelik buradaki her maç sonrasında bana TAKIM NASILDI diyenlere çok iyi, çok rahat galip geliyor ve goller atıyoruz demişken. Ama deplasmanda hiç yoksunuz, neden? Kaldı ki iç saha maçlarını da iyice gözden geçirmek lazım çünkü artık her takım lige alıştı, her takımın kadrosu oturdu, her takım daha güçlü ve hazır hale geldi. Kimsenin umurunda değilsiniz artık ha, geçmişte kaldı yaptıklarınız bu yüzden siz bundan sonrasında çok daha iyi olmaya bakın yoksa gidersiniz. Zira bu takım bu sonuçları alsın diye kurulmadı. O kadar para kendinizi eğlendirin diye de verilmedi…


COŞKUNDERE’YE SON UYARIM
Sen Ercüment hoca, bırak futbolcularını koruma ayağını da, ölümüne futbol oynat sahada. Gerekirse ayak konmayacak yere baş koyup ağzı burnu dağılsın, o forma da kan olsun hiç önemli değil. Bize böyle bir ruh ve takım hazım hoca. Ve bir de kulübede oturmayı bırak. Ne o ya öyle, sen kulübede oturuyorsun, senin yerine yardımcıların bağırıp çağırıyor. Yahu idmanda yapmadıklarınızı o maçlarda neden yapıyorsunuz? Hasta isen eğer bırak çıkma, istifa et git ama değilsen geleceksin sana ayrılmış alana, hakemin başlama vuruşundan bitiş düdüğüne kadar o takıma senin hakim olduğunu, senin oynattığını ıspatlayacaksın herkese. Yoksa gidersin hoca, senin de kredin doldu. Kaldı ki önünde bundan sonra kazanabileceğin iç saha maçları da dış saha maçları da varken. 
Evet, benim için rakip sahada alınan 1 puan, iç sahada alınan 3 puan kadar önemlidir ama yetmez. Çünkü bu sene 20 takımla oynuyoruz ve bu sene daha önceki senelere oranla Sivas Belediyespor, Hekimoğlu Trabzon,Vanspor, Bodrumspor, Ankaraspor, Bayburt, Çorum, İnegöl, Diyarbekir, Sarıyer ve özellikle de Afyonspor gibi en az 10 takım var şampiyonluğu kovalayacak. 
Bu yüzden bu hafta burada ağırlayacağımız Hekimoğlu Trabzon maçı ile birlikte, sırasıyla oynayacağımız İnegöl (D) Niğde, Adıyaman (D) ve Afyonspor maçlarını üst üste kazanıp liderliğe yükselmemiz lazım. 


Özellikle bu hafta Pazar günü akşamı burada oynayacağımız Trabzon maçını kazanmamız şart. Bırakın yenilmeyi beraberliği bile düşünmüyorum ki aksi halde Ercüment hocayı da kimse tutamaz bazı futbolcuları da. Hem de Şaban Yıldırım tüm iç saha maçlarımızı burada izlemişken!!!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100